Hipertansiyon Çeşitleri Nelerdir?
  • 8
  • 0

Hipertansiyonun kalp ve damar hastalıklarında önemli bir risk faktörü olduğu artık tartışmasız bir şekilde kabul edilmektedir. Ancak bu konuda yapılan çalışmaların büyük bir kısmı yaşlı hastalar üzerinde yapılmıştır. Genç ve orta yaşlarda görülen yüksek tansiyonun ileride kalp hastalığı yapabilme potansiyeli üzerinde yapılan çalışmalar nispeten azdır.

Ünlü tıp dergilerinden British Medical Journal’da eylül 2020 tarihinde yayınlanan bir çalışmada bu konu araştırılmıştır. Bu yazıda yaklaşık 17 büyük çalışmanın kapsadığı 18-45 yaş arasındaki 4.5 milyon kişinin sonuçları incelenmiştir. Bu kişilerde kalp krizi, inme, kalp yetmezliği, kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümler araştırılmıştır. Ortalama olarak 14.7 yıl takip edilen bu kişilerde hipertansiyonun kalp ve damar hastalıkları gelişmesinde önemli risk faktörü olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu çalışmada başlangıçta tespit edilen yüksek tansiyonun şiddetine göre riskin de arttığı gözlenmiştir.

“Hipertansiyon tedavi edilebilecek risk faktörlerinin başında gelmektedir. Tanısı kolay konulan, kontrol altına alınması da mümkün olan bir hastalıktır.”

Yukarıda anılan çalışma bu anlamda önemli bilgiler vermektedir. Hipertansiyon alanında yapılan çalışmaların genç ve orta yaştaki kişileri de kapsamasında yarar vardır.

Hipertansiyon aynı zamanda bir halk sağlığı sorunudur

Yukarıda anılan çalışmayı örnek aldığımız zaman, genç ve orta yaştaki hipertansiyonun tedavisinin önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Çoğu insan genç yaşında görülen hipertansiyona önem vermez, tedaviye uyum göstermez. Hâlbuki zamanın durdurulmasının imkânı yoktur. Her insan mutlaka yaşlanacaktır. Genç ve orta yaşlarda kronik hastalığa yakalanan kişiler, tedaviye uyum gösterirlerse daha sağlıklı bir yaşlanma süreci yaşayabilirler.

Hipertansiyonun toplum nezdinde bilinirliğinin artırılmasında da yarar vardır. Halk sağlığı bakımından büyük maliyetlere yol açan kalp ve damar hastalıklarının görülmesinin azaltılması için hipertansiyon genç yaşta da görülse tedavi edilmelidir. Bu anlamda koruyucu tedbirlerin alınmasının önemi büyüktür. Tuz tüketiminin azaltılması, şişmanlıkla mücadele programlarının hayata geçirilmesiyle yüksek tansiyonun görülme sıklığı azaltılabilir. Toplum olarak hipertansiyon mücadelesi sadece bireylere bırakılmamalıdır. Yüksek tansiyonla mücadele bilincinin artırılması için her türlü kaynak kullanılmalıdır.

Bu yazıyı sık yapılan bir yanlış hatırlatacak bir cümleyle bitirmek istiyorum. “Lütfen önce yemeğin tadına bakın, ondan sonra tuz atın!”

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *